
Bugün yalnızca kum tepeleri ve kayalıklarla kaplı olan Libya’nın güneybatısındaki Takarkori bölgesi, 7.000 yıl önce ağaçlarla çevrili, göller ve nehirlerle dolu yemyeşil bir savanaydı. Bu “Yeşil Sahra”da yaşayan topluluklara dair uzun süredir sürdürülen arkeolojik çalışmalar, insanlık tarihine ışık tutmaya devam ediyor.
YENİ BİR GENETİK YOL HARİTASI: BİLİNMEYEN BİR KUZEY AFRİKA ATALARI
Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu kadınlara ait genomlar Sahra’da yaşamış izole, daha önce tanımlanmamış bir antik Kuzey Afrika soyuna işaret ediyor. Araştırmanın eş yazarı ve Roma’daki Sapienza Üniversitesi’nde Afrika arkeolojisi uzmanı olan Prof. Savino di Lernia, bu genomların binlerce yıl boyunca başka topluluklarla genetik olarak karışmamış bir halkı temsil ettiğini belirtiyor.
Takarkori halkının koyun, keçi gibi hayvanlar güttüğü ve balıkla beslendiği daha önceki bulgularla biliniyordu. Bu durum, onları göçebe çoban-pastoralist bir topluluk olarak tanımlamamıza olanak sağlıyor. Ancak genetik izolasyonları, bu yaşam tarzını Yakın Doğu’dan gelen göçmenler yoluyla değil, kültürel etkileşimle benimsediklerini ortaya koyuyor.
SAHRA ÇÖLÜ GÖÇ KORİDORU DEĞİLDİ
Leipzig'deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden araştırmanın diğer yazarı Dr. Harald Ringbauer, Sahra’nın geçmişte yeşil ve yaşanabilir olmasına rağmen, kıtalararası göçler için bir geçiş koridoru olmadığını vurguladı.
GENETİKTE BİR İLK: KAVURUCU SICAKTA KORUNMUŞ DNA
Sıcak çöl ikliminde DNA’nın bozulması oldukça yaygın olduğundan, bu kadar eski ve sağlam bir genom elde etmek büyük bir başarı olarak görülüyor. 2019’da yalnızca mitokondriyal DNA elde edilebilmişti. Ancak Leipzig’de geliştirilen yeni tekniklerle, iki mumyadan tüm genom dizilimi başarıyla çıkarıldı.
SAHRALI ATALARIMIZA YENİ BİR BAKIŞ
Araştırmaya dışarıdan katkı sunan, Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nden Louise Humphrey, “Bu insanlar genetik olarak binlerce yıl boyunca izole kaldılar ancak kültürel olarak diğer topluluklarla bağlantı içindeydiler” dedi. Arizona Eyalet Üniversitesi’nden bioarkeolog Prof. Christopher Stojanowski ise çalışmanın en dikkat çekici bulgularından birinin, akraba evliliği izine rastlanmaması olduğunu belirtti.