Gündem

6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki durum kritik boyutta: 'Asbest ölüm saçıyor'

İktidar yargı üzerinden yurttaşların yaşam alanlarını daraltırken çevre alanındaki uygulamalar da kısa, orta ve uzun vade için yaşamsal tehdit oluşturuyor. 1-7 Nisan Asbest Farkındalık Haftası kapsamında Cumhuriyet'e konuşan uzmanlar asbestin ölümcül sonuçlarına dikkat çek

6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki durum kritik boyutta: 'Asbest ölüm saçıyor'
02-04-2025 10:08

Asbestin dayanıklılığı nedeniyle inşaat sektörü olmak üzere birçok alanda kullanıldığını belirten Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Ali Kanatlı, “Asbest, solunum yoluyla vücuda girdiğinde ince lifler akciğere yapışır ve çok uzun yıllar orada yaşayarak yaralar yaratır” dedi.

Asbestin kansere yol açma riskine dikkat çeken Dr. Kanatlı, “Akciğer kanserinin kötü özelliklerinden birisi, ilk evrelerde kendisini belli etmemesi ve belirtiler ortaya çıktığında geri dönüşün zor olması” ifadelerini kullandı. Deprem bölgesindeki eski binaların asbest içerdiğine değinen Dr. Kanatlı, “Çocuklarımızın ve kendimizin geleceğinden endişeliyiz” diyerek kaygısını dile getirdi.

‘BİR KUŞAĞI KAYBEDEBİLİRİZ’

Deprem bölgede depremden sonra ikinci felaket olarak değerlendirebileceğimiz ölçüde bir hava kirliliğine yol açtı diyen Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Sevdar Yılmaz, "Özellikle ilk bir yılda kontrolsüz, anayasanın 56. maddesini ve asbest yönetmeliğini ihlal eden bina yıkımı, enkaz kaldırma, taşıma ve depolama işlemleri yapıldı. Bu durum yüz binlerce insanı etkiledi" dedi.

Her insanın gündelik hayatta hava ve su yoluyla asbeste temas ettiğini vurgulayan Dr. Yılmaz, "Bu temasın sürekliliği ve yoğunluğu hava kirliliğinden bir katil yaratıyor" ifadelerini kullandı. Deprem bölgesinde durumun çok daha ağır olduğunu belirten Dr. Yılmaz, "Son bir yılda da sayıları hızla ve kontrolsüz bir oranda artan hazır beton santralleri nedeni ile kronikleşmiş durumda. İlk bir yıl bölgede yaşayan insanlar asbeste maruz kalmıştı, şimdi aynı insanlar PM2.5 ve PM10 a maruz kalıyor” dedi. Yılmaz, “Özellikle çocuklar için durum daha riskli. Bir kuşağı kaybetme riski ile karşı karşıyayız" uyarısında bulundu.

‘ZEHİRE GÖZ YUMUYORLAR’

1930’dan beri uygulama alanı bulduğunu; ancak 2010 yılında yayımlanan 27687 sayılı yönetmelikle asbest üretimi ve kullanımına bir yasak getirildiğini anımsatan CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, şunları söyledi:

“Deprem sonucunda ortaya çıkan yıkıntı atığı miktarında da tahminlerle yetinmek durumundayız. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının 6 Şubat Depremi hakkındaki çalışması 100 ila 120 milyon metreküp yıkıntı atığı ortaya çıkacağını; bunların bertaraf edilmesinin de 41 milyar TL’lik bir maliyete sebep olacağını tahmin ederken bu yılın şubat ayında yapılan açıklamada Hatay’da ortaya çıkan yıkıntı atığı miktarı, 17 milyon ton olduğu belirtildi. Biz genel olarak asbestin ayrıştırılması ve bertaraf edilmesine dikkat edilmesini, herhangi bir enkazın kaldırılmasında bile herhangi bir ölçüye uyulduğunu söyleyemiyoruz. Bunun sebebi, iktidarın, yıkıntı atıklarının bertarafı nedeniyle oluşacak 41 milyar liralık faturayı hafifletmeye çalışmasıdır. Bu faturayı hafifletmek için de yurttaşlarımızın her gün biraz daha zehirlenmesine ve yıllar içinde kanser gibi hastalıklarla karşılaşacak olmalarına göz yummuşlardır. İktidar; yıkılmasına seyirci kaldığı binalardan, geç gelen yardıma rağmen sağ çıkmayı başarmış yurttaşlarımızı, asbestle zehirlenmeye terk edemez. Bunun için de maliyet denilince insan hayatını bir gider kalemi olarak görmeyen, kamucu bir sağlık sistemi inşa edebilecek bir iradeye ihtiyacımız vardır.”

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER